Ahmet Yılmaz ve Kutsal Damacana

Yılların karikatür fenomeni, belkide Oğuz Aral ile beraber Türkiye’nin gelmiş geçmiş en sağlam sosyal mizah altyapısına sahip ismi Ahmet Yılmaz’ın (bundan sonra Ahmet Baba olarak anılacaktır) ilk film projesi Kutsal Damacana bandrollü olarak raflara düşmeden önce işporta tezgahlarına düştü. Baba’nın işporta kültürünü çok iyi bildiğinden zerre şüphem yok! Zira kendisi Limon’da çizmeye başladığında çizdiği karikatürlerden çok dergiye getirdiği trikolar ile ün yapmış.
Benim için bir ironi Ahmet Yılmaz. Bir kere isim ve soyad kombinasyonunun Türkiye’de en çok rastlanan erkek ismi ve soyadı olduğu istatistiksel olarak kanıtlanmış. Zamanında Mr.Füçırtens’i beraber yazdıkları Cem Yılmaz’ın “tabikide abimdir” diyerek üstadlığını kabul ettiği yetenektir, bir nevi hocasıdır. Baba’nın yeteneklerini övmeye gerek yok onu bilen bilir, tanıyan tanır. İşin ilginç yanı onu bugün okumaya başlamakla kişinin pek birşey yakalayabileceğini sanmıyorum. Türkiye’nin içinden geçtiği dönemlere paralel olarak çizdikleri ve şu an sayısını bilemeyeceğim ama onlarca cilt edecek Ahmet YIlmaz Limon-Leman konseptini kavramak herkesin harcı olmamıştır. Erdil ile konuşurken (Yaşaroğlu) Ahmet Yılmaz’ın mizahın bir algılama biçimi olup, güldürme olgusunun soyutluğu ve kurallar ile sabitlenemeyeceği düşüncesi üzerine ne düşündüğünü sordum. Selçuk Erdem ile beraber Boğaziçi Üniversitesi’ nde açılan karikatür derslerine girip öğrencilere “baloncuk nasıl yapılır”, “içi nasıl doldurular”, “insan nelere güler” gibi sorulara somut cevapları maddeler halinde ders olarak anlattıklarını söyledi. Bu durum belirli bir kuşak farkından ziyade bireysel birikim ve geçmiş ile ilgili diye diye düşünüyorum.
Filme gelince, sinemada izlediğimde kaçırdığım bir çok sahneyi ve repliği dvd de yakaladım ve bazılarını tekrar geri alarak minik çaplı krizler yaşadım. İlki Baba’nın kendisini canlandırdığı sahnede “yavrum biz bu işin ithalatını, ihracatını yeri geliyor imalatını yapıyoruz”, “o kafanı çekte kaportaya sıkışmasın” vurucu cümleleri, yataktan yere atlamama sebep olan Fikret’in gemiden ayrılırken “…..o kadar mesaimiz var insan nereye diye sorar !” repliğinde Şafak Sezer’in içtenliği
, “diğer eşşek olarak kupona Fikret abini yazdım” gibi üstadın karikatürlerini yaşatan sahneler gerçekten nefis olmuş.
Sabırsızlıkla filmin dvdsinin çıkmasını bekliyorum ve sosyal mizaha ilgi duyan herkese tavsiye ediyorum.
Yazıyı okuduğunuz için teşekkürler. Şimdi yorum yazabilir Yorumları Oku (3) veya Takip edebilirsiniz.
Yazı Bilgisi
Bu yazı şu tarihte yazıldı: Pazar, Mart 23rd, 2008 ve kategorisi: Sinema, Mizah.Bu yazıya yapılan yorumları takip için:Yorum Takibi. Yorum Bırakabilirsiniz.
Bir önceki yazı: Leslie Nielsen hayranlarına! »
Sonraki Yazı Technorati »


Mart 24th, 2008 21:41
“Ben bu herifin yancısııym abi. Bu da şovumdur..
rap rap raa ra ra rap rap ra ra raaaa…..Cırk!” repliğini unutmuşsun
Mart 30th, 2008 02:49
A.Y. bir paradigmadır… çizgi ile, sinema ile, müzik ile ifade edilebilen bir olgudur.
Temmuz 11th, 2008 11:55
cümbür cemaat seviyoruz ahmet babayı, yeni projelerini bekliyoruz.